HANGİ BİLİMSEL YÖNTEMLER KULLANILDI?

BOGA, 2010’daki ilk sezonundan günümüze bir yüzey araştırması kapsamında kullanılabilecek çeşitli farklı yöntemleri bir arada uygulamıştır. Mimari kalıntıların yoğunluğu mimari belgelemenin ve bu kalıntıların oldukça eğimli  bir topografyada yer alması da haritalama çalışmalarının ön planda tutulmasına yol açmıştır. Bu kapsamda mimari rölöve ve kartografik haritalama çalışmaları için, yersel ve havadan lazer tarama ile bir fotogrametri tekniği olan Hareket Tabanlı Yapısal Algılama (Structure-from-Motion) kullanılmıştır. Yaygın ve yoğun taramadaki en yaygın buluntular olan seramik ve mimari plastik üzerinde özellikle durulmuştur. Bunların yanı sıra, jeolojik ve arkeometrik analizler için örnekleme yapılmıştır. Örneğin, tarım teraslarını tarihlemek için Optically Stimulated Luminescence (OSL), taş ocaklarını tarihlemek için Nuclide Cosmogenic Exposure kullanılmıştır. Kültürel peyzajdaki değişimleri anlamak için Tarihi Peyzaj Karakterizasyonu yöntemine başvurulmuştur. Somut olmayan kültürel miras araştırmaları kapsamında bölge halkıyla sözlü tarih söyleşileri yapılmıştır.

Yaygın ve Yoğun (İntansif) Yüzey Araştırması

Yaygın Tarama geniş bir alanda arazinin ve yüzey buluntularının daha düşük çözünürlüklü  incelenmesini ve belgelenmesini içerir. Bu, varolan bilgiye dayanarak yapılan bir keşif çalışması olabilir. Yerel rehberlerin bilgisi, topografik ipuçları, yazılı kaynaklarda veya gezgilerin yazılarındaki tasvirlerden yola çıkılabilir. Bunun dışında, hava fotoğraflarından ve uydu görüntülerinden edinilen verilerin kontrolüne yönelik olarak arazi doğrulaması da bu kapsamda gerçekleştirilebilir. Taranacak alanlar istatistik analize uygun olacak biçimde  sistemli veya rastgele belirlenebilir. Yoğun tarama, arkeoloğun günümüzdeki toprak kullanımını, tarla sistemlerini, bitki örtüsünü, toprak özelliklerini, topografya ve jeomorfolojiyi, yüzeydeki görünürlüğü anlamasını sağlar. Tüm bu veriler intansif taramanın kapsamının ve örneklenme stratejisinin belirlenmesinde yol göstericidir. 

Yoğun (İntansif) taramada belli aralıklarla sıralanmış kişiler bir ızgara sisteminde veya önceden belirlenmiş hatlar (transekt) izleyerek yüzeyi tarar. Bu sırada üzey buluntularını (ör. seramik, litik, maden) ilgili tarama birimine ait olacak biçimde toplarlar ve/veya kaydederler. Yoğunn taramada olduğu gibi, yüzey görünürlüğü, topografya, jeomorfoloji, tarla sistemleri, toprak kullanımı gibi özellikler hakkında bilgi toplanır. Böylece, yoğun taramada daha küçük alanlar daha yüksek çözünürlüklü olarak incelenir. Daha önemlisi, öncedenn karar verilmiş  bir örnekleme stratejisi buluması arkeolojik verinin  istatistiksel olarak daha güvenilir olmasını sağlar. Verilerdeki sapmaları (bias) ve aykırılıkları azaltmak için tarama ekipleri aynı alanı başka koşullarda (ör. farklı mevsim) yeniden inceleyebilir

BOGA pamphlet_YÜZEYARAŞTIRMASI.jpg
Dana Adası Yoğun Yüzey Taraması

Haritalama ve Mimari Rölöve

Haritalama, Total Station ve GNSS gibi ölçüm cihazları kullanılarak arkeolojik öğelerin topografya üzerinde konumlandırılmasını içerir. Örneğin, Dana Adası’ndaki taş ocağı dağılımını, büyüklüğünü ve ocakların yerleşimle ilişkisini görmek için öncelikli olarak başvurulan yöntemdir. Dana Adası’ndaki endüstriyel bölgede, taş ocakçılığı ile ilgili tüm kalıntıların (ör. taş çıkarma kanalları, alet izleri, taşıma rampaları) ayrıntılı belgelenmesi ve incelenmesini içeren Taş Ocakları Envanteri çalışmasına da zemin hazırlamış olur.

Rölöve, üç boyutlu bir arkeolojik yapının ölçülerek, planlar, kesitler, cepheler ve detaylar ile ayrıntılı bir şekilde iki boyutlu ortamda ifade edilmesidir. Yapıların strüktürel ve mekânsal özelliklerinin, yapım teknikleri ve malzemelerinin, mimari elemanlarının (ör. kapı, pencere, kemer) ayrıntılı bir şekilde belgelenmesi ve incelenmesini içerir. Yapı Envanteri hazırlanırken en çok başvurulan çalışmadır.

kemerli ev yan kesit.jpg
Ölçekli kesit çizim örneği (Çizim: Mine Esmer, 2016)
2019_098.JPG
Mine Esmer, Dana Adası'nda rölöve alıyor (2019)
Boğsak Adası.jpg
Boğsak Adası ölçekli plan çizim örneği (Çizim: Deniz Coşkun ve Mine Esmer, 2015)
2012_19.jpg
Lara Taş Total Station'ın kurulumunu yapıyor (2012)
2012_21.JPG
Arkeolojik alan çalışmalarında sıklıkla kullanılan ve bir arazinin yüz ölçümünü bulup planını çıkarmayı sağlayan ölçüm aleti Total Station pek çok hassas parçadan oluşuyor. 

Seramik Araştırması

Biçim, stil ve hamur özelliklerinin çağlar içinde değişim göstermesinden dolayı, çanak çömlekler (seramik, keramik veya pişmiş toprak kaplar) arkeolojik çalışmalarda sıklıkla göreli tarihlendirmeler yapmak amacıyla kullanılır. Metallerin aksine çanak çömlekler, kullanım süresi dolduğunda atık olarak arkeolojik dolguya karışır. Bu nedenle tarihlemede önemli rol oynarlar.

 

Çanak çömlek parçaları her türlü arkeolojik buluntu ortamında karşımıza çıkabilir: açık alanlar, kutsal alanlar, evlerin içleri, avlular, mezarlar, işlikler, ocaklar vb. İlk olarak arazide seramiklerin nasıl toplanacağı belirlenir. Bu tercih, araştırmanın sorduğu sorular, seramik uzmanının kararları ve  işgücüne bağlı olarak değişebilir. Daha sonra arazide belirlenen araştırma alanında yüzeyde korunan seramikler toplama alanları haritada işlenerek toplanır.

 

Bir sonraki aşamada, toplanan seramikler fırça yardımıyla yıkanır ve kurutulduktan sonra tasnif edilir. Seramik tipleri belirlenir; hamur, renk ve varsa bezeme özellikleri kaydedilir, çizimleri yapılıp fotoğrafları çekilir. Tanımlama yöntemi ile bilinen tipler ve formların kaydedilmesi ve bilinmeyen formların tanımlanması sağlanır.

WhatsApp Image 2021-07-24 at 01.03.17.jpeg

3 Boyutlu (3B) Modelleme

Fotogrametri

Hareket Tabanlı Yapısal Algılama (Structure from Motion/SfM), farklı konumlardan çekilmiş hareketsiz görüntüleri kullanarak üç boyutlu model üretmeye yarayan fotogrametrik bir yöntemdir. Diğer bir deyişle, sıralı bir dizi olarak çekilmiş iki boyutlu görüntüler kullanılarak üç boyutlu nesnelerin (binadan, mimari öğe ve taşınabilir objelere varan çeşitli farklı ölçeklerde) dijital modellerinin oluşturulmasını sağlar. Mimari Plastik Araştırması için de kullandığımız ana yöntemdir.

Ozan Sepetçi ile SfM için fotoğraf çekim süreci (2019)
Dana Adası’nda ayakta haçlı söve parçasının SfM yöntemi kullanılarak yapılmış 3 boyutlu modeli (2019)

3 Boyutlu (3B) Modelleme

Lazer Tarama - LiDAR (Light Detection and Ranging/Işık Algılama ve Uzaklık Tayini)

Lazer tarama cihazının sistemli bir şekilde yaydığı lazer ışınları bir yüzeye çarpıp geri döner. Bu şekilde cihaz etrafındaki objelerin ve yüzeylerin konumları (x, y, z) hakkında veri toplar. Cihazda çevresel veri olarak kodlanan bilgilerin bilgisayar ortamında bir dizi işlemden geçmesi sağlanarak 3B modelleri oluşturulabilir.

Yersel Lazer Tarama (Yersel LiDAR/Topografik LiDAR)

Son on yılda, teknolojinin hızlı gelişimi, tarihi yapıların, kentsel alanların ve arkeolojik alanların analizinde en sık kullanılanlarından biri yersel lazer tarayıcılar olmak üzere yeni dijital araçların kullanılmasını yaygınlaştırmıştır. Yersel lazer tarayıcılar artık bugün daha uygun fiyatlı, erişilebilir, hızlı ve doğru veriler sağlamaktadır.

 

Newcastle Üniversitesi ile işbirliği halinde, Boğsak Adası’ndaki kilise kompleksinde (Kilise I ve V) ve Dana Adası’nda “Kesmetaş Yapı Kompleksi” adını verdiğimiz yapıda, TLS ile tarama gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada Dr. Alex Turner Faro’nun  Focus S 350 modelini kullanmıştır.  350 m uzaklığa kadar tasarlanmış bu model açık havadaki arkeolojik alanlarınn taranması için çok uygundur. Yerleşik 8 megapiksel HDR kamerası, aşırı aydınlık koşullarda bile tarama verilerine doğal bir renk katmanı sağlarken ayrıntılı görüntüleri kolayca yakalar. Bir tripot üzerinde sabitlenen lazer tarayıcı, taranmak istenen alanın tüm yüzeylerini tarayacak biçimde belirlenmiş istasyonlara yerleştirilerek  yeterli sayıda tarama yapılır. Tarayıcı her yer değiştirdiğinde etrafındaki referans kürelerinin en az üç tanesinin bir önceki taramada yer aldıkları noktada kalarak taramalar arasında çakışmayı sağlaması gerekmektedir. Arazide tarama işlemi tamamlandıktan sonra özel bir yazılım kullanılarak tarama verileri temizlenir, işlenir, birleştirilir ve üç boyutlu bir nokta bulutu elde edilir. Bu nokta bulutu taranan alanın modelinin oluşturulmasından, 2B CAD çizimleri için altlık oluşturacak ölçekli ortografik fotoğrafların elde edilmesine kadar çeşitli farklı biçimlerde kullanılabilir. Ayrıca arazi çalışması dönemlerinin dışında da bu yapı ve alanların incelemelerine olanak tanır.

Dana_lazer tarama_edited.jpg
Dana Adası kesmetaş yapı kompleksinde yersel LiDAR (2017)
DSCN3667_edited.jpg
Cem Ardıl lazer tarama cihazını Boğsak Adası merdivenli cadde üzerinde uygun bulunan bir noktaya yerleştiriyor (2016)
RUVİ- KÜÇÜK ÇERÇEVELİ RÖLÖVE.jpg
Boğsak Adası Kilise V doğu cephesinin lazer tarama görüntüleri üzerinden yapılan mimari çizim (Çizim: Nihan Arslan, 2019)*
RUVİ- KÜÇÜK ÇERÇEVELİ RESTORASYON.jpg
Boğsak Adası Kilise V doğu cephesi sağlamlaştırma önerisi (Çizim: Nihan Arslan, 2019)*
DOĞU CEPHESİ-RUVİ-RESTİTÜSYON.jpg
Boğsak Adası Kilise I ve Kilise V doğu cephesi restitüsyon önerisi (Çizim: Nihan Arslan, 2019)*
*Arslan, N. (2019). Taşucu Körfezi Boğsak adası'nda geç antik döneme ait iki kilisenin korunması için öneriler. (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı, İstanbul.

Hava LiDAR

Hava LiDAR uygulamasında lazer tarama işlemi bir uçak, helikopter ya da drone üzerine yerleştirilen lazer tarama cihazı, yüksek çözünürlüklü fotoğraf makinası, GPS ve Inertial Measurement Unit’ten  (IME) oluşan sistemle gerçekleştirilir. Zemine yollanan lazer ışınları cihaza geri dönerek yer şekillerini, üzerindeki arkeolojik kalıntılarla birlikte veri olarak hafızasına kaydeder. Bu sistemde toplanan pozisyon, yönelim, tarama açısı, fotoğraf ve kalibrasyon verisi  bilgisayar ortamında işlenerek, taranan aranın üç boyutlu nokta bulutu üretilir. Bu veri, Digital Elevation Model (DEM), yapı modelleri, ortofoto gibi iki veya üç boyutlu ürünlerin oluşturulmasını sağlar.  Özellikle geniş alanlar için, yüzey şekillerinin görselleştirilmesi için kullanılan Hava LiDAR'ın en büyük avantajlarından biri yüzeyi kaplayan bitkilerin altını da algılayabilme potansiyelidir. Bu yöntemin, yoğun Akdeniz bitki örtüsünde denenmiş olması çok önemlidir. Yaprakların ve dalların arasındaki boşluklardan zemine kadar ulaşan ışınlar sayesinde toprak üzerindeki kalıntıların görülmesi ve anlaşılması sağlanacaktır.

2019 yılında Boğsak Arkeolojik Yüzey Araştırması ve Purdue Üniversitesi "ROSETTA: Remote Sensing Technologies and Techniques in Archaeology (Uzaktan Algılama Teknolojileri ve Arkeolojide Teknikler)" girişimi arasında gerçekleştirilen iş birliği sayesinde ilk defa Akdeniz Bölgesi'nde arkeolojik çalışma amaçlı Hava LiDAR uygulanmıştır. Dana Adası ROSETTA girişiminin ilk arkeolojik çalışma alanıdır. Adanın geniş yüzölçümü, bitki örtüsünün ve topografyasının zorluğu,  taş ocaklarının yerleşimle iç içeliği Dana Adası'nı Hava LiDAR için çok önemli bir uygulama alanı haline getirmiştir. Hava LiDAR verileri sayesinde Dana Adası alt yerleşimde ağaç ve çalıların altında kalan alanların büyük bir kısmını görebilmek ve yerleşimi bütüncül olarak ele almak mümkün olacaktır.

Picture2.png
Hava LiDAR yüzey üzerindeki çıkıntıları kayıt aldına alabildiği gibi sarnıç gibi girintilerin de yerlerini bulmayı kolaylaştırıyor (2019)
DRONE.jpg
Drone ile bütünleşik Hava LiDAR ve tripod üzerinde sabit GPS (2019)
20190726_M1_349__.png
Bitkilerin altında kalan yüzeyleri görebilmek için karmaşık hesaplamaların yapılması gerekiyor (2020)

RTI (Reflectance Transformation Imaging/Yansıtma Dönüşümlü Görüntüleme)

Aşınmış yüzeylerdeki detayların daha iyi görünmesine olanak sağlayan bir dijital/kompütasyonel fotoğraf tekniğidir. Görüntülenmek istenen alan ya da obje ve kullanılan fotoğraf makinası sabit bir şekilde konumlandırılarak, objenin karşısındaki hayali bir kubbeyi izleyecek biçimde  bir dizi fotoğraf çekilir. Çekilen her fotoğrafta alan ya da obje farklı bir açıdan ama eşit uzaklıktan  aydınlatılır. Daha sonra tüm fotoğraflar bilgisayar ortamında birleştirilirilerek, etkileşimli bir dosya oluşturulur. Bu dosyada aydınlatma değerleri değiştirilerek, yüzeyde görülmeye veya az görülen unsurları ortaya çıkarmak mümkün olur.  BOGA, RTI yöntemini 1960'larda Boğsak Adası'nda bulunan (M.S. 5-6. yüzyıllara tarihlenen) ve şimdi Silifke Müzesi'ndeki  Asteria (Boğsak) yazıtı üzerinde uygulamıştır. Ayrıca, hem Boğsak Adası'nda Kilise V’te  hem Dana Adası'nda taşçı aleti izlerinin inclenmesinde de bu teknik kullanılmıştır.

DSC_5859.JPG
Silifke Müzesinde Asteria (Boğsak) Yazıtı (2018)
short RTI asteria_HK.gif
Asteria (Boğsak) Yazıtının RTI kullanılarak üretilmiş etkileşimli dosyası  (2018)

Jeolojik ve Arkeometrik Örnekleme

Yapılarda kullanılan malzemenin (ör. taş, harç, tuğla) kimyasal-fiziksel özelliklerinin ve kaynaklarının araştırılması için arkeometrik örnekleme, tarım teraslarının ve taş ocaklarının tarihlenmesi için jeolojik örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Terasların yapım ve kullanım tarihlerini saptamada, Optically Stimulated Luminescence (OSL) profillemeye; taş ocaklarını tarihlemede ise Nuclide Cosmogenic Exposure analizine başvurulmuştur. 

Tarihi Peyzaj Karakterizasyonu

2015 yılında, British Academy’nin desteğiyle, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile Newcastle Üniversitesi (İngiltere), Tarihi Peyzaj Karakterizasyonu (Historic Landscape Characterisation-HLC) üzerine ortak bir proje başlatmıştır. Batı Avrupa’da yaygın olarak kullanılan bu yöntem, BOGA’nın peyzaj arkeolojisine yönelik çalışmalarına entegre edilmiştir. HLC’nin bir ayağı bilgisayar ortamında, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve veritabanı yazılımları kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Harita Genel Komutanlığından satın alınan 1/25.000 ölçekli haritalar (dijital vektör verisi), orthophoto ve 1953-1990 arasında farklı yıllarda çekilmiş siyah-beyaz hava fotoğrafları  ortamında bir araya getirilmiştir.Bu verilerin karşılaştırmalı analizi sonucunda peyzaj karakter tipleri (ör. tarım terası, parsel, yerleşim tipleri) belirlenerek önceden belirlenmiş tarihlerdeki dağılımları birbirine birleşen poligonlar halinde CBS ortamında çizilr. Her poligonun temel özellikleri (ör. kullanım, bitki örtüsü) CBS ile ilişkili veritabanına eklenir. Saha çalışması ayağında ise, bilgisayar ortamında gözlemlenen peyzaj karakter tipleri, insan yapımı (ör. yerleşimler, kaleler, yollar) ve doğal ögeler yerinde kontrol edilir. Bir başka deyişle, uzaktan algılama ile elde edilen verilerle arkeolojik veriler karşılaştırılarak, dijital yöntemlerle ulaşılan varsayımların doğruluk düzeyinin arttırılması sağlanır. Bu verilerin analizi, arkeologların ve kültürel miars uzmanların kültürel peyzajlarda tarih boyunca görülen süreklilikleri ve değişimleri anlamlandırmasına yardımcı olurken,  yöneticilerin planlama ve politika kararları için önemli bir bilgi dağarcığı oluşturur.

Sözlü Tarih

Yerel halk ile önceden hazırlanmış sorular çerçevesinde söyleşiler yoluyla, somut olmayan kültürel mirasın ve insanların peyzaj ve kültürel miras algısının kayıt altına alınmasını içerir (ör. yer isimleri, kültürel çevre algısı, doğal kaynakların kullanımı).

Adil Yılmaz'ın 2014 yılında Cennet Yörüsün ile yaptığı röportaj:

Tarih: 04.08.2014 Salı

Saat: 11.15-12.45

Yer: Cennet Yörüsün’ün, Boğsak Köyü girişindeki evi.

Röportajı yapan: Adil Yılmaz

 

Cennet Yörüsün: (Kerim Ali’nin amcasının eşi) 1939 doğumlu. 1963 yılına kadar konar-göçer Yörük hayatı yaşadıktan sonra 1963 yılında evlenmiş. Eşiyle birlikte 1964 yılında Boğsak’a yerleşmişler. Eşi 7 yıl evvel vefat etmiş. Şimdi çocuklarıyla birlikte yaşıyor. Geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle yürüyemiyor. Dedesi Yemen, babası ise Kurtuluş Savaşı Gazisi.

 

İki erkek, iki kız dört çocuğu, yedi torunu var. Oğullarının ikisi de okumamış. Kızlarından birisi liseyi bitirmiş, diğeri ise üniversiteyi bitirmiş. Üniversiteyi bitiren kızı şu an Silifke Adliyesinde Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapıyor.

 

Kendisinin okul hayatı yok. Yörük hayatı yaşadıklarından dolayı okula gidememiş. Anlattığına göre, o dönem sadece mektup okuyabilmeleri için erkek çocuklarını Işıklar Köyündeki okula yollarlarmış. Kendisi bu yüzden okuyamamış. Ancak 1980 sonrası dönemde açılan Okuma-Yazma Seferberliği sırasında okuma-yazmayı öğrenmiş.

 

“Köyümüz halkına, yakında bulunan Akdere Köyü halkı Bolacalı / Bolaçlı derler. Biz de onlara Işıklı deriz¹. Yakında bulunan Bağlan ve Çatak Köyleri de bizim gibi Bolacalıdır. Babam Kars taraflarından geldiğimizi söylerdi. Ancak tam olarak sormadığım için bilmiyorum.

 

Köy halkı, köyün eski yeri olan Karabucak’a yerleştiğinde yedi kara çadırmış. İyi havalarda çadırlarda, kötü havalarda civardaki inlerde kalırlarmış. Dışarıda damat olarak gelen Mustafa Hoca isimli birisi, köylüye çulha dokumayı öğretmiş. Köylü geçimini bu sayede kazanmaya başlamış.

 

Köylü Karabucak’a yerleştiği zaman eski kalıntı olup olmadığını bilmiyorum. Her yer kaya olduğundan onları şekillendirip duvar olarak kullanmışlar.

 

Çocukluğum ve gençliğimde buradan kalkılıp Karaman’da yaylalara göçülürdü. Gece vakti bütün eşyalar develere yüklenir, çocuklar yalın ayak yürürdük. Buradan kalkıp Karaman’a gitmek 10-15 günümüzü alırdı. Her gece belirli yerlerde kalırdık. Oraya varınca, erkekler tarlaları sürer, düven sürerlerdi. Daha sonra kışa doğru tekrar aynı şekilde geri dönerdik.

 

 

Rahmetli kocam, 1964 yılına kadar çiftçilik yapardı. Şimdi İntermod Motel’in olduğu yer onlara aitti. Orada kavun, kelek yetiştirirdi. Sonradan orayı motelcilere satıp kanalın karşısındaki taş binada iki yıl lokantacılık yaptılar. Ondan önce de köyde² babam taş ustalığı yapardı. Kocam bir gün Taşucundan bir tekne satın alıp getirdi ve balıkçılık yapmaya başladık. Köye balıkçılığı getiren ilk kişi oldu. Ben de hastalanana kadar kendisine yardımcı oldum. O zaman nasıl avlanacaklarını çok bilmezlerdi. Onun için yırtılan ağları tamire Taşucuna götürürler, orada diktirdikten sonra getirirlerdi. Beyim orada nasıl dikildiğini  öğrenip burada kendisi tamir etmeye başladı. Keçi yününden ip yapar, onunla tamir etmeye çalışırdık. Şimdiki gibi çeşit çeşit ip yoktu.

 

Balıkçılıkta acemi oldukları için, ilk dönem lagos balığını yenmez zannedip tuttukları lagosları denize atarlardı. Bir gün yabancı bir teknenin ağzına kadar lagos dolu olduğunu görünce şaşırmışlar. Tekne sahibi onlara “siz her gün tutun. Ben sizden satın alırım. Bu en iyi balıktır” deyince lagosları da tutmaya başladılar.

 

O tarihe kadar Lagos’u zehirli zannederlermiş. Eniştem, ablam vefat ettikten sonra Tokmar köyünden kız istemeye gitmeden önce beyime “lagos götürelim” demiş. Beyim “o zehirli. Adamları öldürürsün” demiş. Ama yine de götürmüşler. Akşam görücüye gittikleri evde ev sahipleri balığı yemiş ama eniştem zehirlensinler diye beklediğinden yememiş. Ev sahiplerine hiçbir şey olmamış. Dönerlerken “o balıktan yine getirin” demişler.

 

 

Köyde 1968’e kadar okul yoktu. Çocuklar tepeyi aşıp diğer köylere giderlerdi. O sene köye bir öğretmen tayin edildi. O yıl okul binası bulunmadığından öğretim köy camisinde yapıldı.³ Ertesi seneyse okul binasında eğitime başlandı.

 

Köye elektrik 1978’de geldi.

 

Köydeki dere yatağı sadece sel olduğunda dolar ve okul binasını da sel alırdı. Yağmur olduğunda herkes çocuğunu kurtarmaya giderdi. O zamanlar köyün tek su kaynağı, caminin karşısındaki arsada halen duran, kuyuydu. Keçi derisini tuzlar tuluk⁴ yapardık. Onunla evlere su taşırdık. Kuyunun suyu azalır ama hiç bitmezdi. Çamaşırlarımızı da orada yıkardık. Boğsak’tan, Karabucak’tan kadınlar gelir, çamaşırlarımızı birlikte yıkardık.

 

Kuyunun bulunduğu yere gavur mezarı derlerdi. Orada eski taşlar vardı. Sonra yok oldular. Bugün Kampın olduğu yerde de “gavur kalesi” dediğimiz bir yer vardı. Bir sürü yüksek duvar vardı. Oradaki duvarları sonradan öğütüp kaldırdılar. Hiçbir şey kalmadı.

 

Köyü ilk kuran yedi çadırdan, savaş zamanı 17 şehit verilmiş. Babam o zamanlar küçükmüş. İşgal zamanı “Arap Askerleri geliyor” dedikleri zaman herkes korkar kaçarmış.⁵ Dedem Yemen’de kalmış.⁶ Kocamın dayısı da orada esir düşmüş. Sonra kaçmış. Yolda “bunların karınlarında altın var” diye Türk askerlerinin karınlarını yararlarmış. Dayım⁷, bir nehre gelmiş, orada Araplar “paran var mı” diye sormuşlar. Cebindeki iki mecidiyeyi çıkartıp vermiş ve nehri öyle geçmiş. Dağlardan yürüyerek buralara geldikten sonra bir Yörüğün kapısını çalıp ekmek istemiş. Yörük kadını, üstünde altın olduğu halde, kaçak olduğunu bildiği için yiyecek vermemiş. “Yemenden geldim. Kendi memleketimde aç kaldım” derdi.

 

Gençliğimde Boğsak koyuna yabancı gemiler gelirdi. İçinden bir sürü insan çıkar, dağları, ormanları gezerdi. Onlar varken korkar, kadın ve kızların hiçbirisi dışarı çıkamazdı. Şimdi istedikleri gibi gelemiyorlar.

Uzun zaman keçi, davar güttüm. Kocam keçileri adaya⁸ bırakalım dedi. Dört tane keçiyi adaya bıraktık. Birkaç gün sonra öldüklerini söyledi. İnanamadım, bakmaya gittim. Gerçekten de ölmüşlerdi. Bir tanesi yavrusunu mezarın⁹ orada doğurmuş, o da ölmüştü. Çok üzülüp ağladım.

 

Geçirdiğim hastalık nedeniyle adayı çok iyi bilmiyorum. Sadece görünen bazı yapıların olduğunu biliyorum. Mezar var, bir de duvarlar var.

 

Bir sefer adaya bir eşek bırakıldı. Köyde yalnız yaşayan bir kadın, kışın eşeğine bakamadığı için adaya götürüp bıraktılar. Ben kıyıda hayvanlarımı güttüğümde, adanın kıyısına kadar gelir bağırırdı.

 

Biz de, torunlarımız için tavşan almıştık. Tavuklarıma saldırmaya başlayınca adaya bıraktık. Orada çoğalmışlar. Sonradan hepsinin avlandığını duyduk. Şimdi kalmamış.

 

Belen taraflarından bir kasap, davarlarını kışın Dana Adasına bırakıyor. Halen de bırakıyormuş. Bütün kış orada kalan hayvanları baharda alıp yaylaya çıkartıyormuş. Yüzlerce, binlerce hayvanı varmış. Mavikent Tarafından teknelerle götürüyormuş. Bazen hayvanların bazılarını bulamıyormuş. Şimdi de birkaç tanesi adada dolaşıyormuş.

 

Eski zamanlardaki insanlar daha iyiydi. Para azdı ama çok çalışır, çok yaşarlardı. Şimdi genç yaşta hastalıktan ölüyorlar. Şimdi buralara Nükleer Santral de yapılınca herkes hasta olacak. Denizde balık kalmayacak. Toprak da zehirlenecekmiş diyorlar.

 

Karayolunun köyün dışına alınması iyi oldu. Eskiden yol köyün içinden geçerken tavuklarımızı, kedilerimiz, köpeklerimiz eziliyordu. Şimdi o dert yok.

 

 

Bazen evden köye baktığımız zaman, toprağı, suyu olmadığı için en kötü yere bizimkiler yerleşmiş derim. Bazen de denizin, çevrenin güzelliğine bakıp en güzel yere bizimkiler yerleşmiş derim.

 

Şimdiki gençler bizim çektiğimiz sıkıntıları bilmiyorlar. Ellerinin altında her şey var. Buralarda çalışana iş çok. Para kazanacak iş fazla. Televizyonda büyükşehirlerdeki işsizliği görünce halimize şükrediyorum.

 

Eskiden bize çadır çivisi bile çaktırmazlardı. Şimdi her yer beton bina oldu. Kimse de kalmayınca artık, eski günleri özlüyorum. 

¹ Işıklı’lar 17.-18. yy’da bilinen büyük bir aşiret. Aşiret’in bir kolu Manisa ili Soma ilçesine dağlı köylerde oturuyor. Köylerden birisinin adı da Işıklar. (A.Y.)

² Burada köyden kasıt köyün eski yeri olan Karabucak (A.Y.)

³ Eski köy camisi. Şimdiki caminin yerinde bulunuyormuş.

⁴ Tulum (A.Y.)

⁵ Buradaki Arap’tan kasıt, İngiliz ve Fransız İşgal orduları içinde bulunan Afrika kökenli askerler olmalı (A.Y.)

⁶ Şehit düşmüş (A.Y.)

⁷ Kocasının dayısı (A.Y.)

⁸ Boğsak Adası (A.Y.)

⁹ Mezardan kasıt Martyrion (A.Y.)

cennet yorusun.JPG
Adil Yılmaz ve Cennet Yörüsün (2014)